Otizm'de Dil ve Konuşma Bozuklukları

Otizm spektrum bozukluğu yaşamın ilk evrelerinde ortaya çıkan nörogelişimsel bir bozukluktur. Bu sorun öncelikle çocuğun çeşitli davranış şekilleri ve iletişimsel özellikleri analiz edilerek tanımlanmaktadır. Sorun, ilk olarak davranışsal ve iletişim-etkileşim temelli davranışsal süreçlerin tanımlanması, açıklanması ve bu süreçlerde görülen sorunların detaylandırılması ile açıklanabilmektedir.


  • Davranışsal tanımın altında;

  • Tekrarlayıcı davranışlar,

  • Sosyal izolasyon,

  • Verilen komutları doğru takip edememe,

  • Çevre ile olan iletişim ve etkileşimde doğru davranış şekillerini ve süreçlerini yürütememe gibi ifadeler yer alırken,


  • İletişimsel ve dil konuşma sorunları bağlamında;

  • Kendi akran gruplarından daha geri dil gelişim tablosu takip etme ve bu tablonun da kendi akran grubu ile kıyaslandığı zaman ciddi bir düzeyde fark oluşturmaya başlaması olarak tanımlanabilir.

Otizm spektrum bozukluğu yaşamın ilk evrelerinde ortaya çıkar. Çünkü bebeklikten sonraki erken çocukluk döneminde çevre ile olan etkileşim süreçleri artar, sosyal ve pragmatik bağlamda kazanılan dilin doğru şekilde kullanımında ve etkileşim-iletişim sürecinde, kazanılan dil becerilerinin doğru ve etkili bir şekilde kullanımı yatar.


Otizmli çocuklar, bu becerilerin doğru kazanımını sağlayamaz ve çevre ile olan iletişimlerinde kendi akranlarına yakın veya denk şekilde dil konuşma becerilerini sürdüremezler. Bu noktada; çocukların çevre ile olan iletişimlerinde geri kalmasını ve daha farklı davranış şekillerine yönelmesini, dil ve konuşma özelliklerindeki gerilik takip eder. Ailelerin, çocuklarında bu dönemde en çok takip ettikleri iki şey çocuğun yürümesi, yani motor davranışları ve konuşma davranışlarıdır.


Konuşma gelişimi çocuğun sözcükleri kullanmaya başlaması ile başlar. Erken bebeklik döneminden sonraki bebeklik döneminde “babıldama” ların sözcüklere dönmesi, o sözcüklerin “baba”, “dede”, “anne”, “gel” demeye başlaması, çocuğun iki sözcüğü bir araya getirmesi, biz çağırdığımızda çocuğun bakarak ve davranışları ile tepki vermesi, kumandayı istediğimizde getirmeye başlaması, bir bardak su istediğimizde suyun nereden alınacağını biliyor olması ve suyu göstererek "Bana su ver." der gibi davranışlarda bulunması anne ve babaların takip ettiği motor davranışlar ve konuşma davranışlarıdır.


Bu noktada, otizm spektrumlu çocuklarda bu davranışların kazanımının sağlanmadığı görülmektedir. Bu nedenle aileler bu gibi durumlarda ilk olarak “Dediklerimizi yapmıyor” veya “konuşmaya başlamadı” şikayetiyle geliyorlar. Bu noktada bir çocuk ergen psikiyatristiyle işbirliği yürütmek oldukça önemlidir.


Çünkü çocuk ergen psikiyatristinin doğru tanıyı koyduktan sonra çocuğun rehabilitasyon aşamasında neye ihtiyacı olduğu, nasıl bir ekip çalışmasına ihtiyaç olduğu, bireysel çalışmanın mı, grup çalışmasının mı gerektiği gibi süreçlerin planlanması oldukça önemlidir.

Çocuk ergen psikiyatristi muayenesi sonrası tanılanan çocuklarda otizm spektrum bozukluğu tanısının getirdiği diğer davranışsal ve iletişimsel sorunlara yönelinmeye başlanır. Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuklar, davranışsal sorunlara ilişkin terapi için özel eğitim, ergoterapi, duyu bütünleme terapisi, psikoterapi, ebeveyn tutum çalışmaları içerikli çalışmalara yönlendirilirler.


Çocuğun bilişsel kazanımı ve dilsel konuşsal özelliklerinin kazanımı için ise dil ve konuşma bozuklukları ve uzman dil ve konuşma terapistlerinin olduğu rehabilitasyon merkezlerine veya kliniklere yönlendirilirler.


Bu merkezlerde çocukların dil ve konuşma özelliklerine yönelik ciddi anlamda detaylı değerlendirmeleri yapılmaktadır.

  • Dilin hangi bileşenlerinde ne tür sorunlar var,

  • Dil ve konuşma yönüyle çocuğun kazanımsal becerileri ne kadar geride kalmış,

  • Ne kadarını başarabilmiş, ne kadarı kendi akranlarına denk,

  • Çocuk hangi beceriyi ne boyutta ne düzeyde kullanıyor gibi tanımlamalar doğrultusunda çocuğun neye ihtiyacı var, ne kadar ihtiyacı var ve nasıl bir çalışma ile dil ve konuşma yönüyle bu becerilerini kazanması sağlanabilir, bunlara yönelik çeşitli değerlendirme materyalleri yardımıyla değerlendirme süreçleri tamamlanır.


Ardından çocuğun bu ihtiyaçlarına yönelik doğru ve yeterli düzeyde dil ve konuşma terapisi süreci başlar. Terapiden önce detaylı tanılama süreci bizim için çok kritiktir.